20. yüzyıl ortalarından itibaren gemi yapım tekniği hızla gelişmiş, de­nizcilik tehlikelerine karşı daha dayanıklı, fakat karmaşık teknik donanım­lara sahip gemiler inşa edilmiş, gemilerin tonajı, sayısı ve çeşidi artmış­tır. Bu gelişimin doğal sonucu olarak, bir yandan gemilerin değeri ve iş­letme masrafları, dolayısıyla deniz ticareti alanında yatırım yapılması için gereken sermaye miktarı önemli ölçüde artarken, diğer yandan çatma, karaya oturma, batma gibi deniz kazaları sonucu meydana gelen can ve mal kaybı ile çevre kirliliği ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Deniz kazaları­nın önlenmesi amacıyla getirilen çeşitli düzenlemelerle, güvenli seyre yönelik önlemler artırılmış ve ağırlaştırılmış; Türk Boğazları gibi deniz tra­fiğinin yoğun olduğu bölgelerde trafik ayrım düzeni oluşturulmuştur. An­cak son yıllarda deniz kazalarında görülen artış, teknik gelişmeler ve gü­venli seyre yönelik düzenlemelere rağmen denizde seyrüseferin daha az riskli hâle gelmediğini, olumsuz hava ve deniz koşullarından ya da hata­lı yapım veya insan hatasından kaynaklanan deniz kazalarının önlenemediğini ve gemilerin diğer gemiler ve özellikle çevre açısından büyük tehlike teşkil ettiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Görülüyor ki denizde seyrüsefer, günümüzde de son derece riskli ol­ma özelliğini korumaktadır. Büyük ekonomik değere sahip gemiler, sey­rüsefer esnasında olduğu kadar, öncesi ve sonrasında da çeşitli tehlike­lerle karşı karşıyadır. Denizde seyrüsefer faaliyeti sebebiyle büyük bir ekonomik risk altına giren gemi mâliklerinin sigorta teminatı olmadan ekonomik varlıklarını ve faaliyetlerini sürdürmeleri hemen hemen imkân­sızdır. Bu nedenle, tekne sigortası her gemi mâliki için vazgeçilmeyecek derecede önemlidir. Öte yandan bir geminin zıya veya hasara uğraması­nın, sadece gemi mâliki için değil, ülke ekonomisi için de büyük bir kayıp teşkil edeceği açıktır. Dolayısıyla tekne sigortası ülke ekonomisi açısın­dan da büyük önem taşımaktadır.

Türk sigortacılık uygulamasında tekne sigortası sözleşmeleri, Türk Ticaret Kanunu ve Tekne Poliçesi Genel Şartları’na tâbi olarak akdedil- mekte, İngiliz tekne klozları özel şart olarak eklenmektedir. Bu durum tek­ne sigortasında himayenin kapsamı, teminat dışında kalan hâller, tarafla­rın hak ve yükümlülükleri gibi pek çok konuda belirsizliklere neden oldu­ğundan, tekne sigortasında tüm bu hususların incelenip açıklığa kavuş­turulması gerekir. Tekne sigortası bir deniz sigortası türüdür. Bu nedenle, çalışmanın birinci bölümünde deniz sigortalarına ilişkin genel açıklama­lar yapılması gerekli görülmüş; yine bu bölümde tekne sigortası kavramı ve niteliği ile tekne sigortasının akdî ve kanunî temeli açıklanacaktır. İkin­ci bölümde tekne sigortası sözleşmesinin kurulması, tarafları ve türleri, üçüncü bölümde tekne sigortasının konusu (sigortalanan menfaat), dör­düncü bölümde sigorta himayesinin kapsamı, beşinci bölümde sigorta et­tirenin yükümlülükleri, altıncı bölümde ise sigortacının yükümlülükleri in­celenecektir. Sözleşme ilişkisini sona erdiren sebeplerle tekne sigortası sözleşmesinin sona ermesi bakımından bir farklılık söz konusu olmadı­ğından, bu sebepler üzerinde durulmayacaktır. Sigortacının cayma hak­kını kullanması sonucu tekne sigortası ilişkisinin sona ermesi gibi özellik arzeden sona erme hâlleri ise konunun bütünlüğünün bozulmaması açı­sından ilgili bölümlerde sizlere açıklanacaktır.